Çaydanlığın kapağına takılan bakış, buhar makinesine götüren ilk adımdır. Herkes suyla yakınarı. Fakat suyun kaldırma gücüne dikkat eden, “Buldum” diye fırlayan aynı bilge bakıştır.
Her şeyin yeri, değeri ayrı. Kurbağayı elbette sabana koşamayız. Ama onun ayağının taşıdığı değere Galvani yönelimşi, bu ise elektirik pili keşfinin baylangıcı olmuştu. Penisilini icat eden Fleming, bi tabak içindeki küflerin civarında mikrop yaşamaığına dikkat ederek meşhur ilacını bulmuştu. Halbuki Fleming’e gelinceye kadar milyonlarca kişi, küfü görmüş fakat önemsememişti.
En büyük başarılar, az fakat devamlı çalışmalarla gelir. Bu çabalarla zirveye tırmanılır. Alp dağlarında dolaşan Leonardo da Vinci ise rastladığı bir midye fosilini dikkatle inceleyerek Paleontoloji denen ilmin temelini atmıştı. Ne kadar önemsiz görünürse görünsün hiçbir şey yoktur ki, dikkatle bakılırsa bir sonuç sağlamasın. Kristof Kolomb’un, Amerika’nın keşfiyle sonuçlanan ünlü yolculuğunun uzaması, tayfaları isyan ettirmek üzereydi.
O esnada geminin yanından geçen bir deniz otunu Kolomb’un görmesiyle durum değişti. Kolomb bununla karanın pek yakın olduğunu anlamış, tayfalarına bunu müjdeleyerek isyanı önlemişti. Ünlü İngiliz fizik bilgini, Faraday, çocukkken bir ciltçinin yanına çırak olarak girmişti. Orada meşhur Encyclopedie Britanigue’in ciltlerini yaparken gözüne elektirik bahsi ilişti. Ve o gün kendisinde ilme karşı uyanan ilgi onu bir bilgin yaptı. Samuel Brown, Tweed ırmağı üzerine ucuzca nasıl bir köprü kurarım diye düşünürken, bahçesinde asılı bir örümce ağı gördü.
Dikkatle inceledi ve demir ipler ve zincirlerle tıpkı bunun gibi bir asma köprü kurulabilir sonucuna vardı. İlk asma köprü inşası böyle gerçekleşti. Stothard, renk kombinezonu sanatını, kelebeklerin kanatlarını dikkatle incelemek suretiyle öğrenmişti. Thames tünelini yapan Isambord Brunel, küçük bir gemi kurdunun hareketlereniden ilham almıştı.
Brunel, bu küçük yaratığın, başıyla tahtayı ilk önce bir yönde kemirerek tünel açtığını, tünel tamamlanıncada, bu çatısıyla yan duvarlarını bir nevi vernikle nasıl cilaladığını görmüş, onu büyük ölçüde kopya ederek büyük eserini meydana getirmişti. Saydığımız örnekler eşliğinde düşünecek olursak küçük şeylerden çıkarılabilecek büyük şeylerin; sadece, dikkatli bakışlarla, disipline düşüncenin birleşmesiyle ortaya çıkabileceğini göz ardı etmeyelim. Yeter ki bakmasını ve üzerinde düşünebilmeyi becerelim. Ne dersiniz?